Bi icimde sikkinliklar var,
Yolculuk zamanlarim gelmis,
Degisim kafasindayim.
Durasim gelmio bir yerde,
Soyle icimden 'bi dakka abim' diye siyrilip, golge bi yerde uyuyasim var.
En olmayacak yerde tuvaletim gelmis de alelacele yetistirmeye calisiyormusum gibi bir gerginlik var uzerimde.
Miskinlikten mi cocukluktan midir bilmiyorum ama mucit olmak istiyorum.
Butun gun cok hayal kuran bir adamin kafasinin icinden birseyler cikartmam gerek benim.
Atolye sahibi olayim, Freud modundan cikip kendimi Leonardo da Vinciye vereyim iste. Baydi soyut soyut konusmak, somut somut levye, firca tutmam gerek benim.
Cok sevdigim bir arkadasimi kaybetmis gibiyim bugun.
Hava bulutlu, serin, istese belki gunesli, tam da yapacak ilginc hicbirsey yokmus gibi.
Butun gun cnbc-e izlemek istiyorum, piyasalar gectikten sonraki halini tabi.
Yolculuk karari vercekmis gibiyim sanki.
Birini ozlemis de pesine dusme fikri aklima duscekmis gibi.
Mutlu olmadan, bir iki gun onceki huzursuz adam gibiyim.
Denizden ciktiktan sonra tuzlu tuzlu kanepede oturup, erik yikamaya usenir gibiyim.
Etrafima bir daire cizip icinde uyumak istiyorum.
Cok sevdigim bir arkadasimla kusmus gibiyim bugun.
Bildigim herseyi bir kenara atip, yeni birseyler ogrenmek istiyorum bugun.
Ranzanin alt kisminda Ilk Ansiklopedim okumak istiyorum bugun, Goofy i ozledim.
Birine inanmak,
Mumkunse seveni cok sevmek istiyorum bugun.
Kaslari gevsetip, kendimi azad etmek istiyorum.
Dinleyip, dinleyip uyutulup, uyaninca da guldurulmek istiyorum.
Ustumdekileri cikartip, bahcede uyanmak istiyorum.
Ben sana asik oldum derken mutluluktan akli cikip, beyaz t shirtumu mutluluktan aglaya aglaya goz kalemine bulasin istiyorum.
En sevdigim arkadasim, ailesiyle yaz tatiline cikmis gibiyim bugun.
Anlasabilmek istiyorum.
Anladigimi yazabilmek, anlamadigimi dinlemek istiyorum.
Bugun cok ozluyorum.
Yazin denize girmis uyumus, uyanmis da acikmis kadar sevdigimi gormek istiyorum.
Sanki son 3 saatimi bir kagida 'ozledim, ozledim, ozledim, ozledim' yazarak gecirmis gibiyim.
Neyse icimdekileri bir canlandirirsam keyiflencem.
Showing posts with label YAZI. Show all posts
Showing posts with label YAZI. Show all posts
Wednesday, 29 February 2012
Saturday, 4 February 2012
Potansiyel enerjiyle yazmak
Son yarim saatimi durarak gecirdim.
Bu potansiyel enerjimi, keyifli birsey haline getirmek icin debelenip duruyorum sabahtan beri. Anlatmak istedigim birseyler var ama sanatsal olmak adina bin saattir, dusunup dusunup kelimelerin yerini degistiriyorum. Ondan simdi yazi sanatina takcam sanirim.
Hadi bakalim..
Yurumek gibi birsey yazmak, ya da oyle olmali.
Yururken dusunuyorsan, yurumeyi tam olarak da kavrayamamissin demektir. 'Sag, evet simdi sol, hadi Bilsay supersin, simdi kalcadan bir sag daha' dedigin anda eksik birseyler var gibi. Yazmak da oyle birsey. Guzel gorunsun, akil alsin diye binbir takla atmak yerine, 'homur homur homur' seklinde sabah yatakta saga sola donuomus kadar dogal yazdikca ortaya elde tutulcak birseyler cikio gibi geliyor bana.
Yani nihayetinde cebellestigin seyler yaraticilik, dil bilgisi, tarz oturturken seni saga sola surukleyen estetik olgusu, insanlarin begenisi, kendi begenin ve benim favorim, dolu bir kafanin bosalma ihtiyaci.
Simdi dil bilgisi ve guzel kelimelerin varligindan haberdar olmak, tavani boyamak icin altina merdiveni koyup, boyalari yukari tasimak gibi temel birsey. Yani tavana erismeden, boya olmadan o duvari boyamaya calismak en fazla sempatik bir goruntu olusturur.
Duzenegi kurduktan sonra geriye ortaligi dagitmak kaliyor. Masa ustunde bir suru kelime, 'Beni sec, beni sec' diye durmayip, malak gibi anlamsiz gozlerle sana baktiklari icin isin bu kismi baya ilginc.
Yazmak, yani kelimelerle birsey yaratmak elbette cok zor bir is degil lakin hadise ortaya bi sekilde ister evren, ister hayat, ister bilinmeyen bir isigin devami de, bu icine dogdumuz olusuma etki etcek birsey cikartmak. Hemen oyle John Lennon olmaktan bahsetmiyorum elbette, ama elbette insan ise kucuk bir dunyali olmaktan baslayabilir. Hayatta denenen her hareketin, denenen diyorum cunku 2 kadeh saraptan sonra sacmalamaya baslayacagim uzere bu dunyada cok da bilmedigimiz birsey yaptigimiz icin, iyi kotu herseyin bir degeri, anlami, bir etkisi var. Sacma diye birsey yok, sadece hissettiklerimiz, ogrendiklerimiz, algiladigimizda kendimizi mutlu, mutsuz, keyifli, huzurlu, huzursuz, bikkin, sakin, heyacanli, vs.. diye adlandirdigimiz ufak ufak milyonlarca sey var. Birinin yazdigi herhangi birsey kendi capinda anlamli aslinda lakin is o kadar basit degl, elbette insanlarin kafasinda genel bir estetik kavrami da var. Yazan bir insan icin, isi komplikelestiren sey de bu aslinda. Su an elbette sanat sanat icin midir, sanat toplum icin midir demicem ama hic degilse uretim, nami deger sanatin ne oldugunu kendi icimde nasil cozmeye calistigimi soyleyebilirim.
Benim yaptigim ve insanlarin sanat diye algiladiklari hersey benim icin tamamen bir ihtiyac. Yemek, icmekten bir farki yok. Hatta bos bir havuzu dolduran muslugun anlamli olmasini saglayan havuzun diger ucundaki musluk gibi. Isin tek farki girenle cikan ayni madde degil. Bir animasyon sahnesi gibi, bir ucundan tas girip, diger tarafindan ordekler cikan bir makina gibi. Eger su an o animasyonun icinde olsaydim, sanki arkamdan bir ruzgar geliyor, benim icimden geciyor ve onumden degisik sekillerde, renk renk bir suru sey cikiyormus gibi gorunurdum.
Tekrar odaklanip yazmaya donersem eger, yazmak sanki gozleri kapatip alnindan isin cikariyormussun gibi birsey aslinda. Sonrasinda bir yaz gunu uzun bir uykudan uyanip, deniz manzarasinda kapinin onunde limonata icmek gibi birsey. Surecleri sancili, sonu keyifli bir aktivite. Bunu tam olarak tarif edip, algilatmam mumkun degil ama nihayetinde cok lazim bir ihtiyac.
Bunu da yazdim iste, mesela..
Bu potansiyel enerjimi, keyifli birsey haline getirmek icin debelenip duruyorum sabahtan beri. Anlatmak istedigim birseyler var ama sanatsal olmak adina bin saattir, dusunup dusunup kelimelerin yerini degistiriyorum. Ondan simdi yazi sanatina takcam sanirim.
Hadi bakalim..
Yurumek gibi birsey yazmak, ya da oyle olmali.
Yururken dusunuyorsan, yurumeyi tam olarak da kavrayamamissin demektir. 'Sag, evet simdi sol, hadi Bilsay supersin, simdi kalcadan bir sag daha' dedigin anda eksik birseyler var gibi. Yazmak da oyle birsey. Guzel gorunsun, akil alsin diye binbir takla atmak yerine, 'homur homur homur' seklinde sabah yatakta saga sola donuomus kadar dogal yazdikca ortaya elde tutulcak birseyler cikio gibi geliyor bana.
Yani nihayetinde cebellestigin seyler yaraticilik, dil bilgisi, tarz oturturken seni saga sola surukleyen estetik olgusu, insanlarin begenisi, kendi begenin ve benim favorim, dolu bir kafanin bosalma ihtiyaci.
Simdi dil bilgisi ve guzel kelimelerin varligindan haberdar olmak, tavani boyamak icin altina merdiveni koyup, boyalari yukari tasimak gibi temel birsey. Yani tavana erismeden, boya olmadan o duvari boyamaya calismak en fazla sempatik bir goruntu olusturur.
Duzenegi kurduktan sonra geriye ortaligi dagitmak kaliyor. Masa ustunde bir suru kelime, 'Beni sec, beni sec' diye durmayip, malak gibi anlamsiz gozlerle sana baktiklari icin isin bu kismi baya ilginc.
Yazmak, yani kelimelerle birsey yaratmak elbette cok zor bir is degil lakin hadise ortaya bi sekilde ister evren, ister hayat, ister bilinmeyen bir isigin devami de, bu icine dogdumuz olusuma etki etcek birsey cikartmak. Hemen oyle John Lennon olmaktan bahsetmiyorum elbette, ama elbette insan ise kucuk bir dunyali olmaktan baslayabilir. Hayatta denenen her hareketin, denenen diyorum cunku 2 kadeh saraptan sonra sacmalamaya baslayacagim uzere bu dunyada cok da bilmedigimiz birsey yaptigimiz icin, iyi kotu herseyin bir degeri, anlami, bir etkisi var. Sacma diye birsey yok, sadece hissettiklerimiz, ogrendiklerimiz, algiladigimizda kendimizi mutlu, mutsuz, keyifli, huzurlu, huzursuz, bikkin, sakin, heyacanli, vs.. diye adlandirdigimiz ufak ufak milyonlarca sey var. Birinin yazdigi herhangi birsey kendi capinda anlamli aslinda lakin is o kadar basit degl, elbette insanlarin kafasinda genel bir estetik kavrami da var. Yazan bir insan icin, isi komplikelestiren sey de bu aslinda. Su an elbette sanat sanat icin midir, sanat toplum icin midir demicem ama hic degilse uretim, nami deger sanatin ne oldugunu kendi icimde nasil cozmeye calistigimi soyleyebilirim.
Benim yaptigim ve insanlarin sanat diye algiladiklari hersey benim icin tamamen bir ihtiyac. Yemek, icmekten bir farki yok. Hatta bos bir havuzu dolduran muslugun anlamli olmasini saglayan havuzun diger ucundaki musluk gibi. Isin tek farki girenle cikan ayni madde degil. Bir animasyon sahnesi gibi, bir ucundan tas girip, diger tarafindan ordekler cikan bir makina gibi. Eger su an o animasyonun icinde olsaydim, sanki arkamdan bir ruzgar geliyor, benim icimden geciyor ve onumden degisik sekillerde, renk renk bir suru sey cikiyormus gibi gorunurdum.
Tekrar odaklanip yazmaya donersem eger, yazmak sanki gozleri kapatip alnindan isin cikariyormussun gibi birsey aslinda. Sonrasinda bir yaz gunu uzun bir uykudan uyanip, deniz manzarasinda kapinin onunde limonata icmek gibi birsey. Surecleri sancili, sonu keyifli bir aktivite. Bunu tam olarak tarif edip, algilatmam mumkun degil ama nihayetinde cok lazim bir ihtiyac.
Bunu da yazdim iste, mesela..
Saturday, 3 December 2011
Ben uyurken yagmur yagmis.
Duz, uzunca yesil bir tepede uzerimde sanki bir parasut gibi duran beyaz gokyuzundeki gri bulutlardan,
Saclarimi oksayip, yuzumu dolasan ruzgardaki cim kokusundan,
Parmaklarimdaki islakliktan anliyorum.
Uzerimdeki hissin tam aciklamasi, koca bir durgunluk.
Dunya ilk olustugunda uzaydan bu genis alana dusmus de binlerce asirdir uyanmaya calisiyormus gibiyim.
Kafami kaldirmak istemiyorum ama etrafimda neler var, nerdeyim merak da ediyorum.
Gozlerimi kapattigimda etrafimda sanki binlerce ben, bu yesillik alanda ordan oraya kosturuyormus gibi.
Her biri ayri guler, bagirir, yere duser, kalkar, anlatir, dinler gibi.
Gozlerimi actigimda da tarih boyunca sanki bu dunya uzerine ayak basmis herseye, ilahi bir sarkiymis gibi varolusu anlatan mutlak bir doga sessizligi.
Bizse milyarlarca sagir anca birbirimize laf yetistiriyoruz.
Haksizlik da var ama,
Gokkusagi neden var mesela?
Semavi dinler, Mitolojik karakterler, Pagan tanrilari, Uzaylilar,
Burda olmamin aciklamasi her neyse eger,
Neden fazladan 'Az once evreni yarattim, simdi benim gokkusagini da yaratmam gerek' demis ki?
Kafa karistirmak icin mi?
Onu oraya koymakla kalmamis, o simdi bana neden gokkusagi bana inanilmaz geliyor ki?
Kirmizi, Turuncu, Sari, Yesil, Mavi, Lacivert ve Mor..
Tanri gozlerimi rengarenk boyamis gibi.
Gerci beni tek bir tanri mi yaratti, gozlerimi baska, ellerimi baska, kalbimi baska bir tanri yaratmis olamaz mi?
Neyse, bir ucundan diger ucuna iste.
Bir ucunda gordugum benim baska bir halim,
Digerine yavas yavas ton degistirerek gecerken bir suru ben gibi.
Tam bir iskence.
Bana bu sorulari sorcak zekayi verip, cevaplari bulamam tam bir sadistlik.
Tanri bu durumda benden zeki olmali di mi?
Bu durumda hayat cevabi ararken gorduklerim, dusunduklerim, yasadiklarim olmali o zaman.
Elimde kendimi bundan daha iyi yatistircak birseyim yok zaten.
Hayat, beni buraya koyduklarini kabul edip, sonu belli bir yolda ilerlerken, sonu gelmeyen bir sekilde hep daha fazlasini istemek olmali.
Zaten su an 'Neden ben?', 'Neden bambaska bir dunya kesfetmis gibiyim?' diye rahatimi bozmicam.
Hele yesil sari bir tepede, ruzgarin denizdeki dalgalara donusturdugu cimlerin uzerinde hic keyfimi bozamicam.
Ayaga kalkmak istiyorum ama sanki bir kolumdan Monet, digerinden Degas bastiriyor,
Van Gogh da ickimi koymus 'Dur iki dakika be abicim' der gibi.
Butun gun bu adamlarla empresyonizmden kafalari bulmus gibiyiz.
Yasadigi sure boyunca tek bir tablo satmis olmasindan dolayi biraz keyifsiz gorunen Van'a fircasini uzatiyorum,
o da fircasini havaya digerlerinden daha post bir tavirla, daha sert savurarak bize sevdigi kadini ciziyor..
Sanirim onun da kafasi cok guzel..
Bu guzelligin icinde herkesin kafasi cok guzel,
Galiba ondan, bir turlu Tanriyi anlamli bulcak kadar kafayi toparlayamioruz.
Iste tam vaktinde gunes geldi yuzume,
Kurutmak icin tepedeki cimenleri, islak parmaklarimla birlikte.
Yuzum isinsin diye basimi kaldirip, gozlerimi kapadigimda tek basimayim yine.
Defterine binlerce icat cizmis de insanlarin pek anlamadiklari bir mucit gibi durgunum,
Sanki yasadigim herseyi kendim uydurmus gibi,
Belli bir zamanda yasiyor gibi degil de,
Ara sira cocukluguma, bazen de yasli halime gidip gelir gibiyim.
Bu cimlerin uzerinde
Aklim cikcak bir gun.
Surekli keyifli olup, kahkalarla gulerken,
Sevdigim yemekleri yer,
Sevdigim kadini operken.
Yazip, cizip, calarken.
Sonunda kendi dunyasinda yasayan ben olmusken aklim cikcak bir gun.
Duz, uzunca yesil bir tepede uzerimde sanki bir parasut gibi duran beyaz gokyuzundeki gri bulutlardan,
Saclarimi oksayip, yuzumu dolasan ruzgardaki cim kokusundan,
Parmaklarimdaki islakliktan anliyorum.
Uzerimdeki hissin tam aciklamasi, koca bir durgunluk.
Dunya ilk olustugunda uzaydan bu genis alana dusmus de binlerce asirdir uyanmaya calisiyormus gibiyim.
Kafami kaldirmak istemiyorum ama etrafimda neler var, nerdeyim merak da ediyorum.
Gozlerimi kapattigimda etrafimda sanki binlerce ben, bu yesillik alanda ordan oraya kosturuyormus gibi.
Her biri ayri guler, bagirir, yere duser, kalkar, anlatir, dinler gibi.
Gozlerimi actigimda da tarih boyunca sanki bu dunya uzerine ayak basmis herseye, ilahi bir sarkiymis gibi varolusu anlatan mutlak bir doga sessizligi.
Bizse milyarlarca sagir anca birbirimize laf yetistiriyoruz.
Haksizlik da var ama,
Gokkusagi neden var mesela?
Semavi dinler, Mitolojik karakterler, Pagan tanrilari, Uzaylilar,
Burda olmamin aciklamasi her neyse eger,
Neden fazladan 'Az once evreni yarattim, simdi benim gokkusagini da yaratmam gerek' demis ki?
Kafa karistirmak icin mi?
Onu oraya koymakla kalmamis, o simdi bana neden gokkusagi bana inanilmaz geliyor ki?
Kirmizi, Turuncu, Sari, Yesil, Mavi, Lacivert ve Mor..
Tanri gozlerimi rengarenk boyamis gibi.
Gerci beni tek bir tanri mi yaratti, gozlerimi baska, ellerimi baska, kalbimi baska bir tanri yaratmis olamaz mi?
Neyse, bir ucundan diger ucuna iste.
Bir ucunda gordugum benim baska bir halim,
Digerine yavas yavas ton degistirerek gecerken bir suru ben gibi.
Tam bir iskence.
Bana bu sorulari sorcak zekayi verip, cevaplari bulamam tam bir sadistlik.
Tanri bu durumda benden zeki olmali di mi?
Bu durumda hayat cevabi ararken gorduklerim, dusunduklerim, yasadiklarim olmali o zaman.
Elimde kendimi bundan daha iyi yatistircak birseyim yok zaten.
Hayat, beni buraya koyduklarini kabul edip, sonu belli bir yolda ilerlerken, sonu gelmeyen bir sekilde hep daha fazlasini istemek olmali.
Zaten su an 'Neden ben?', 'Neden bambaska bir dunya kesfetmis gibiyim?' diye rahatimi bozmicam.
Hele yesil sari bir tepede, ruzgarin denizdeki dalgalara donusturdugu cimlerin uzerinde hic keyfimi bozamicam.
Ayaga kalkmak istiyorum ama sanki bir kolumdan Monet, digerinden Degas bastiriyor,
Van Gogh da ickimi koymus 'Dur iki dakika be abicim' der gibi.
Butun gun bu adamlarla empresyonizmden kafalari bulmus gibiyiz.
Yasadigi sure boyunca tek bir tablo satmis olmasindan dolayi biraz keyifsiz gorunen Van'a fircasini uzatiyorum,
o da fircasini havaya digerlerinden daha post bir tavirla, daha sert savurarak bize sevdigi kadini ciziyor..
Sanirim onun da kafasi cok guzel..
Bu guzelligin icinde herkesin kafasi cok guzel,
Galiba ondan, bir turlu Tanriyi anlamli bulcak kadar kafayi toparlayamioruz.
Iste tam vaktinde gunes geldi yuzume,
Kurutmak icin tepedeki cimenleri, islak parmaklarimla birlikte.
Yuzum isinsin diye basimi kaldirip, gozlerimi kapadigimda tek basimayim yine.
Defterine binlerce icat cizmis de insanlarin pek anlamadiklari bir mucit gibi durgunum,
Sanki yasadigim herseyi kendim uydurmus gibi,
Belli bir zamanda yasiyor gibi degil de,
Ara sira cocukluguma, bazen de yasli halime gidip gelir gibiyim.
Bu cimlerin uzerinde
Aklim cikcak bir gun.
Surekli keyifli olup, kahkalarla gulerken,
Sevdigim yemekleri yer,
Sevdigim kadini operken.
Yazip, cizip, calarken.
Sonunda kendi dunyasinda yasayan ben olmusken aklim cikcak bir gun.
Tuesday, 22 November 2011
Yuruyorum.
Basim donuyor ama ben hala yuruyorum.
Buraya da oturamam cunku ne bu sokagi biliyorum,
Ne bu kaldirimda yurudum.
Ne de bu insanlarin tek bir tanesini taniyorum.
Ya, kayip mi oldum ben simdi?
Off cok insan var burda... ne sacma bir sehir bu.
Asagi dogru yuvarlanan binlerce bilye gibi.
Yurudukce basim daha da donuyor.
Cok da isik var.
Bu sehirde insanlar nasil uyurlar ki?
Bu sehir bana iyi gelmiyor, az once karar verdim..
Hele bu gece, hic iyiye gitmiyorum.
Bu gece sanki yurumuyorum.. adim attikca kayboluyorum.
Neden durmuyorum ki?
Cok ictim diye mi hep bunlar...
Bu sehirden nefret ediyorum.
Sahiden neden durmuyorum ki?
Oturmam gerek.
Ya da hayir.. mutlu olmam gerek.
Bir kitapta okumustum;
Insanlar mutlu olmak icin mutsuz olmayi tercih ederler cunku kucukluklerinden beri her mutsuz olduklarinda anneleri, babalari, arkadaslari daha fazla ilgi gosterdiklerinden bilincaltinda sanki her boslukta, once mutsuz olmanin mutlulugu getircegini dusunurler.
Yazik.. cok basit seyler isterken, yok yere bu kadar bocalamaya yazik.
Bu kadar mi tatminsizim?
Nasil bu hale geldim? Nasil farkina varmadim?
Mutlu olmak icin beni mutsuz eden herseyi yaptim.
Uyusmusken gulmek ne kadar kolaydi.
Yorgun uyanmasi cok boktan.
Bunlarin hicbirinin farkinda bile degilim ki.
Su an basim donuyor ve yuruyorum.
Bundan iyisi olmadigi icin yuruyorum.
Ne oldugunu bilmiyorum ama bundan farkli birsey bulmak icin yuruyorum.
Baska care yok.
Gorsem dururum, yurumem ki.
Off cok karisik ve midem de bulaniyor sanki.
Bu sehirden baya baya nefret ediyorum.
Bagirsam mi, kizsam mi, kime kizsam, kime gitsem..
Sorsam mi, dinlesem mi, kimin pesinden gitsem, kimin gelmesine izin versem.
Kimin icine sigsam, kimde huzur bulsam?
Tatminsiz miyim?
Doymak ne ki?
Ben nasil doyarim ki?
Ben neden acim ki?
Ya ben sahiden aciktim bu arada sanki.
Neyse, belki ilerde birseyler bulurum..
Cok mu soruyorum ya..
Sacmaliyorum..
Bundan daha iyisi nasil olmaz?
Su an yok iste, yuruyorum.
Degisimi beklemekten sikildim iste, ondan yuruyorum.
Hic degilse bundan daha iyidir degil mi?
Cok sey hissediyorum, cok sey goruyorum.
Cogunu yaziyorum.
Nasil hala toparlayamam?
Bir yerde okumustum;
Insanlar beyinlerinde arti eksi yedi sey tutabilirler. Ondan hayatta onemli olan kararlarin hepsinde herseyi her acidan dusunmeleri, akillarinda tutmalari imkansizdir.
Bu durumda karar vermenin en kolay yolu yazmaktir. Karari etkileyen butun acilari kafada tutmaya calismak zorunda kalmadan yazmaktir ki onunde hepsini rahat rahat gorup dusunebilesin diye.
Yurudukce kayboluyorum iste!
ve kayboldukca korkuyorum.
Bugun degil yarin belki..
Huzur bulamamaktan, mutsuzluktan, yalnizliktan, kaybolmaktan korkuyorum.
Bugun degil yarin belki..
Kafam toz bulutu, kendimi zerre goremiyorum.
Kendimi biliyorum ama ne istiyorum inan goremiyorum.
Durmam gerek biliyorum.
Uyumam, dinlenmem, uyanip gormem gerek hissediyorum.
Bekliyorum.
Kaybolmayi degil ama degisimi bekliyorum.
Iste bu yuzden bu gece yuruyorum
ama durmam gerek biliyorum.
:: Seni seviyorum.
Basim donuyor ama ben hala yuruyorum.
Buraya da oturamam cunku ne bu sokagi biliyorum,
Ne bu kaldirimda yurudum.
Ne de bu insanlarin tek bir tanesini taniyorum.
Ya, kayip mi oldum ben simdi?
Off cok insan var burda... ne sacma bir sehir bu.
Asagi dogru yuvarlanan binlerce bilye gibi.
Yurudukce basim daha da donuyor.
Cok da isik var.
Bu sehirde insanlar nasil uyurlar ki?
Bu sehir bana iyi gelmiyor, az once karar verdim..
Hele bu gece, hic iyiye gitmiyorum.
Bu gece sanki yurumuyorum.. adim attikca kayboluyorum.
Neden durmuyorum ki?
Cok ictim diye mi hep bunlar...
Bu sehirden nefret ediyorum.
Sahiden neden durmuyorum ki?
Oturmam gerek.
Ya da hayir.. mutlu olmam gerek.
Bir kitapta okumustum;
Insanlar mutlu olmak icin mutsuz olmayi tercih ederler cunku kucukluklerinden beri her mutsuz olduklarinda anneleri, babalari, arkadaslari daha fazla ilgi gosterdiklerinden bilincaltinda sanki her boslukta, once mutsuz olmanin mutlulugu getircegini dusunurler.
Yazik.. cok basit seyler isterken, yok yere bu kadar bocalamaya yazik.
Bu kadar mi tatminsizim?
Nasil bu hale geldim? Nasil farkina varmadim?
Mutlu olmak icin beni mutsuz eden herseyi yaptim.
Uyusmusken gulmek ne kadar kolaydi.
Yorgun uyanmasi cok boktan.
Bunlarin hicbirinin farkinda bile degilim ki.
Su an basim donuyor ve yuruyorum.
Bundan iyisi olmadigi icin yuruyorum.
Ne oldugunu bilmiyorum ama bundan farkli birsey bulmak icin yuruyorum.
Baska care yok.
Gorsem dururum, yurumem ki.
Off cok karisik ve midem de bulaniyor sanki.
Bu sehirden baya baya nefret ediyorum.
Bagirsam mi, kizsam mi, kime kizsam, kime gitsem..
Sorsam mi, dinlesem mi, kimin pesinden gitsem, kimin gelmesine izin versem.
Kimin icine sigsam, kimde huzur bulsam?
Tatminsiz miyim?
Doymak ne ki?
Ben nasil doyarim ki?
Ben neden acim ki?
Ya ben sahiden aciktim bu arada sanki.
Neyse, belki ilerde birseyler bulurum..
Cok mu soruyorum ya..
Sacmaliyorum..
Bundan daha iyisi nasil olmaz?
Su an yok iste, yuruyorum.
Degisimi beklemekten sikildim iste, ondan yuruyorum.
Hic degilse bundan daha iyidir degil mi?
Cok sey hissediyorum, cok sey goruyorum.
Cogunu yaziyorum.
Nasil hala toparlayamam?
Bir yerde okumustum;
Insanlar beyinlerinde arti eksi yedi sey tutabilirler. Ondan hayatta onemli olan kararlarin hepsinde herseyi her acidan dusunmeleri, akillarinda tutmalari imkansizdir.
Bu durumda karar vermenin en kolay yolu yazmaktir. Karari etkileyen butun acilari kafada tutmaya calismak zorunda kalmadan yazmaktir ki onunde hepsini rahat rahat gorup dusunebilesin diye.
Yurudukce kayboluyorum iste!
ve kayboldukca korkuyorum.
Bugun degil yarin belki..
Huzur bulamamaktan, mutsuzluktan, yalnizliktan, kaybolmaktan korkuyorum.
Bugun degil yarin belki..
Kafam toz bulutu, kendimi zerre goremiyorum.
Kendimi biliyorum ama ne istiyorum inan goremiyorum.
Durmam gerek biliyorum.
Uyumam, dinlenmem, uyanip gormem gerek hissediyorum.
Bekliyorum.
Kaybolmayi degil ama degisimi bekliyorum.
Iste bu yuzden bu gece yuruyorum
ama durmam gerek biliyorum.
:: Seni seviyorum.
Monday, 14 November 2011
Dinlenmek icin oturdugumda,
Arkama bakmadan yurudugum onca yoldan sonra,
Sen varsin beni bekleyen yesilliklerin arasinda..
Monet'in asik oldugu bir kadin gibi..
Papatyadan sapsari olmus saclarin gibi..
Goz acip kapama uzakliginda gokyuzu gibisin,
Yuzun yuzumde ruzgar..
Ellerin ellerime baglanmis,
Saclarinin arasinda guzel gulusun gibisin..
Onume bakmadan kostugum cocuklugum,
Ilk askim gibisin..
Hayal kurup takilip korktugumda,
Beni opup iyilestirir gibisin..
Ilk aklima gelen,
Son icimden gecen,
Hep agzimdan cikan deli sozler gibi.
Dudaklarimda islak sarap,
Beni surekli opmek ister gibisin.
Durdugumda hep kostugum,
Uyudugumda yaninda uyandigim,
Sustugumda tek duydugum kalbim gibi.
Sensiz olamayan ben,
Bensiz nefes alamayan sen gibisin..
Sarkinin icinde keman,
Beni sevdigini soyler gibisin.
Bir adadan denizi izler,
Gunes batarken suyun ustunde yuzer,
Agaclarin ustunde kar,
Sominenin onunde bana sarilip isinir gibisin.
Sen,
Ben kosmaktan yorulup,
Sonunda sana geldigimde,
Hosgeldin der gibi,
Herkesten farkli,
Yanindayken ozler,
Uzaktayken bekler,
Sen ben gibisin.
Arkama bakmadan yurudugum onca yoldan sonra,
Sen varsin beni bekleyen yesilliklerin arasinda..
Monet'in asik oldugu bir kadin gibi..
Papatyadan sapsari olmus saclarin gibi..
Goz acip kapama uzakliginda gokyuzu gibisin,
Yuzun yuzumde ruzgar..
Ellerin ellerime baglanmis,
Saclarinin arasinda guzel gulusun gibisin..
Onume bakmadan kostugum cocuklugum,
Ilk askim gibisin..
Hayal kurup takilip korktugumda,
Beni opup iyilestirir gibisin..
Ilk aklima gelen,
Son icimden gecen,
Hep agzimdan cikan deli sozler gibi.
Dudaklarimda islak sarap,
Beni surekli opmek ister gibisin.
Durdugumda hep kostugum,
Uyudugumda yaninda uyandigim,
Sustugumda tek duydugum kalbim gibi.
Sensiz olamayan ben,
Bensiz nefes alamayan sen gibisin..
Sarkinin icinde keman,
Beni sevdigini soyler gibisin.
Bir adadan denizi izler,
Gunes batarken suyun ustunde yuzer,
Agaclarin ustunde kar,
Sominenin onunde bana sarilip isinir gibisin.
Sen,
Ben kosmaktan yorulup,
Sonunda sana geldigimde,
Hosgeldin der gibi,
Herkesten farkli,
Yanindayken ozler,
Uzaktayken bekler,
Sen ben gibisin.
Wednesday, 5 October 2011
Cember Teorisi
Muzik: Mum(Green Green Grass of Tunnel gibi)
Hayatta algilarimin en acik oldugu donemde yanimda olmasini istedigim herkes uzaktalar.
Bunun farkina varmadan yillarca, neyin hatali oldugunu anlamadan, normali buymus gibi yasadim durdum.
Eksikligi kapatmak icin kullandigim hersey keyif verdigi kadar galiba adami yorgun da birakiyorlar. Olmaman gereken bir yerde, yuksekte, dengede kalmak icin surekli ugrasip durmak gibi bir yorgunluk bu.
Hem icimdeki herseyin guzel olduguna bu kadar inanip, hem de nasil bu kadar bocaladim?
Simdi baktigimda herseyi cok cok net anliyorum.
Bunlari aslinda dusundukce yurumeye, yurudukce de insanlardan uzaklasmaya benzetiyorum. 'Aaa bak surda kocaman bir agac varmis, altindakiler de kaplumbaga mi?' deyip, farkina varmadan citlerin uzerinden atlayip bir yerlere kosturmak gibi. Gectigin her yere asik olup, gordugun herseyi icine almak gibi. Aklini butun dunyayla buyutmek gibi.
Bazen de uzaklasmak zorunda kaliyorsun farkindayim.
Bosluk doldurmak, ahh o bosluk doldurmak..
Kosup kacmak istiyorsun, bir sekilde kendini uzaklasmis buluyorsun ve durdugunda ne yapcagini bilmiyorsan ya geri donmeye calisiyorsun ya da oldugun yerde korkudan donup kaliyorsun. Bazen sirf devam edebilmek icin hic istemedigin insanlara sariliyorsun. Ikisi de sen degilsin. Hic degilse ben degildim.. Ne oldugum yerde kalabildim, ne de geri donebildim. Aklim hep daha guzelindeydi cunku gereginden fazla dusunmustum bir kere. Kafamdaki o duvari ittirip, kenarindan ucundan obur tarafta uzerinde ruzgar olan cimlerin, icinde deniz olan havanin oldugunu goreli, icine geldigim hayatin, kabul etmem gereken hayat olmadigini anlayali baya bi oldu.
Tek sorun yurudukce, harika seyler gordukce insan sayisinin da azalmasi cunku cok da kolay hareketler degil citlerden atlayip uzaklasmak. Cogu insanin aklina bile gelmiyor koca bir hayat boyunca. Bu yuzden kesfetmek ne kadar keyifliyse, birsey gostermek istediginde insan bulamamak da o kadar uzucu. Obur taraftan da atlayip ziplayip, egilip uzanip bir yerlere geldiginde birini bulmak da dunyanin en kan kaynatan hissi olabilir. Sanki yeni kesfedilen bir kitada butun keyifleri paylascak birini bulmak gibi. Oldugu 2 metrekarelik alani mutlu eden ve senin de hep orda onunla kalmani isteyen biri, iste o biri oldugu zaman orda bir yerde o zaman sanki aklina gelen herseyi yapabilirmissin gibi hissediyorsun. Oldugun insanin daha cok farkina vardiginda, hayattaki mutsuz olan seyleri de gorunce etrafinda guzel olanin degerini cok daha fazla anliyorsun. Bir anda arkani donup, birakip gidemiyorsun.
Kocaman bir cember gibi birsey bu.
Ortasinda eli sallasan orda duran milyarlarca insan. Eger kalabaligin icinde mutluysan orda bir omur gecirebilirsin ama ilerlemek istersen daha az insanla ama daha fazlasini gorebilmek gibi.
Enerji kazandikca orbit atlayan elektronlar gibi.. Dunyanin etrafinda son hizla, bagira cagira donmek gibi. Donerken, o ya da bu yuzden bir sekilde oldugun yere gelmis birinin elinden tutup gulmek gibi..
Hayatin boyunca ortada mutlu olmayacagini bilip, uzaklastikca da yalniz kalmaktan korkup ama uzakta da biri gel burda hersey yolunda olcak, cok keyifli manzara dediginde kosa kosa ona sarilmak gibi.
Oldugun insani bilip, neden burda oldugunu tam olarak da bilmedigin bir hayatta, onu sonuna kadar yasamak gibi. Oldugun insani bilmemek, icinden cikamadigin bir hayal dunyasinda yasayip, sonunda da gercek dunyaya dustugunde yere yigilip kalmak demek.
Basdondurdugunun farkindayim ama ne olursa olsun kotu birsey olmayacakmis gibi.
Farkindayim zor seylerden bahsediyorum ama ben artik bunlara herseyden cok inaniyorum.
Keyifliyim ya. Bir anda kolay degil elbet, ara ara dikkatli olsam da artik pek de uzaklasmak istemiyorum. Yerimi bulmus olabilirim.
En kotu cikabildigim kadar yukseklere giderim. Gelmek isteyen olursa da sirtima atlar, onu yanimda gotururum.
Hayatta algilarimin en acik oldugu donemde yanimda olmasini istedigim herkes uzaktalar.
Bunun farkina varmadan yillarca, neyin hatali oldugunu anlamadan, normali buymus gibi yasadim durdum.
Eksikligi kapatmak icin kullandigim hersey keyif verdigi kadar galiba adami yorgun da birakiyorlar. Olmaman gereken bir yerde, yuksekte, dengede kalmak icin surekli ugrasip durmak gibi bir yorgunluk bu.
Hem icimdeki herseyin guzel olduguna bu kadar inanip, hem de nasil bu kadar bocaladim?
Simdi baktigimda herseyi cok cok net anliyorum.
Bunlari aslinda dusundukce yurumeye, yurudukce de insanlardan uzaklasmaya benzetiyorum. 'Aaa bak surda kocaman bir agac varmis, altindakiler de kaplumbaga mi?' deyip, farkina varmadan citlerin uzerinden atlayip bir yerlere kosturmak gibi. Gectigin her yere asik olup, gordugun herseyi icine almak gibi. Aklini butun dunyayla buyutmek gibi.
Bazen de uzaklasmak zorunda kaliyorsun farkindayim.
Bosluk doldurmak, ahh o bosluk doldurmak..
Kosup kacmak istiyorsun, bir sekilde kendini uzaklasmis buluyorsun ve durdugunda ne yapcagini bilmiyorsan ya geri donmeye calisiyorsun ya da oldugun yerde korkudan donup kaliyorsun. Bazen sirf devam edebilmek icin hic istemedigin insanlara sariliyorsun. Ikisi de sen degilsin. Hic degilse ben degildim.. Ne oldugum yerde kalabildim, ne de geri donebildim. Aklim hep daha guzelindeydi cunku gereginden fazla dusunmustum bir kere. Kafamdaki o duvari ittirip, kenarindan ucundan obur tarafta uzerinde ruzgar olan cimlerin, icinde deniz olan havanin oldugunu goreli, icine geldigim hayatin, kabul etmem gereken hayat olmadigini anlayali baya bi oldu.
Tek sorun yurudukce, harika seyler gordukce insan sayisinin da azalmasi cunku cok da kolay hareketler degil citlerden atlayip uzaklasmak. Cogu insanin aklina bile gelmiyor koca bir hayat boyunca. Bu yuzden kesfetmek ne kadar keyifliyse, birsey gostermek istediginde insan bulamamak da o kadar uzucu. Obur taraftan da atlayip ziplayip, egilip uzanip bir yerlere geldiginde birini bulmak da dunyanin en kan kaynatan hissi olabilir. Sanki yeni kesfedilen bir kitada butun keyifleri paylascak birini bulmak gibi. Oldugu 2 metrekarelik alani mutlu eden ve senin de hep orda onunla kalmani isteyen biri, iste o biri oldugu zaman orda bir yerde o zaman sanki aklina gelen herseyi yapabilirmissin gibi hissediyorsun. Oldugun insanin daha cok farkina vardiginda, hayattaki mutsuz olan seyleri de gorunce etrafinda guzel olanin degerini cok daha fazla anliyorsun. Bir anda arkani donup, birakip gidemiyorsun.
Kocaman bir cember gibi birsey bu.
Ortasinda eli sallasan orda duran milyarlarca insan. Eger kalabaligin icinde mutluysan orda bir omur gecirebilirsin ama ilerlemek istersen daha az insanla ama daha fazlasini gorebilmek gibi.
Enerji kazandikca orbit atlayan elektronlar gibi.. Dunyanin etrafinda son hizla, bagira cagira donmek gibi. Donerken, o ya da bu yuzden bir sekilde oldugun yere gelmis birinin elinden tutup gulmek gibi..
Hayatin boyunca ortada mutlu olmayacagini bilip, uzaklastikca da yalniz kalmaktan korkup ama uzakta da biri gel burda hersey yolunda olcak, cok keyifli manzara dediginde kosa kosa ona sarilmak gibi.
Oldugun insani bilip, neden burda oldugunu tam olarak da bilmedigin bir hayatta, onu sonuna kadar yasamak gibi. Oldugun insani bilmemek, icinden cikamadigin bir hayal dunyasinda yasayip, sonunda da gercek dunyaya dustugunde yere yigilip kalmak demek.
Basdondurdugunun farkindayim ama ne olursa olsun kotu birsey olmayacakmis gibi.
Farkindayim zor seylerden bahsediyorum ama ben artik bunlara herseyden cok inaniyorum.
Keyifliyim ya. Bir anda kolay degil elbet, ara ara dikkatli olsam da artik pek de uzaklasmak istemiyorum. Yerimi bulmus olabilirim.
En kotu cikabildigim kadar yukseklere giderim. Gelmek isteyen olursa da sirtima atlar, onu yanimda gotururum.
Monday, 26 September 2011
Music: Great Lake Swimmers.
Continuously sensing changes in my perception of life these days and how a self-surprising unit I have become without noticing a bit. Till lately it was as if i was living life as a simple reflex no different than a blink of eye. My arms were lifting themselves as my body was in places it didn't know. Every decision, every idea, every single thought was like quicksand around myself with every movement to get out was just another push to the ground. Neither could I see what's ahead of me nor could I even realize my own existence in a room.
There is quite difference between dreaming yourself driving down Pacific Highway with black sunglasses and having nobody real to talk when you would beg for any.
Between moments being drugged by my own ideas, it was clear there was a big call for big change.
When I was a kid I used to have this strange game I played myself. I used to close my eyes, think of something to start, anything from a pineapple to the ninja turtles and let my brain jump from start to the end by visualizing whatever comes to the mind first.
I was fascinated by how far I could go and how unrelated I could finish my ideas.
I just realized that its been at least 10 years since last I tried this. How could I do this to myself, I have no idea. I guess realization is the part of the change.
I'm still surprised of myself. How the disgust of self-loathing that has been possessing my mind and body for a while can turn into complete freedom, I have no idea.
I'm done fighting with myself..
As spiritual I'm inclined to be, I had absolutely no faith in any good that might come out of other people..
Some find peace in friends, some in family. I wasn't able to find any peace anywhere else withing my walls. So I slowly broke a few bricks and now mornings are like watching sunshine from the cracks on the wall.
Its so different now. Its as if I found myself in my pocket.
Its like waking up so late in a day and its just ok.
Ignoring every well-known possibility of failure, I guess this time I have something divine inside of me leading me somewhere most of the people can even hardly dream of through their lives. The chance to read, create, taste, walk, drink, sleep, wake up, talk, kiss, drink coffee, laugh, smile, listen up to the top of all possible humanly limits. There should be a rule of the universe where falseness of anything that feels like this, like a million candles trying to burst out of your chest should be the end of itself. It should self-contract at that moment of disappointment.
Beside all the cliches people love to talk in front of me, I refuse to be one of them as I claim to be more perceptive and capable of living than most them alive or dead.
So ignoring every well-know possibility of failure, I let my instincts drive me to a hopefully complete state. Curiosity of what comes next and how divine this thing inside of me this time comes with the absence of fear. It is as if its not possible to let go this time.
I do confess there is an existing half-measurement of happiness inside of me as the one who is a big part of the instinct-driven, non-selfish, complete change wakes up in a single bed without me. If I'm not the dumbest man of all who is too naive to speak these words and depending on her self-confidence in the fight against cliches, she most possibly/might be the one I want for many many years and a life time to live without any hesitation.
If my capability of seeing her through is as pure as I believe it is, she is the one that speaks louder than my predictions.
I remember what made it impossible to forget her was her smile when we kissed. It was like a giant man inside of me knocking down on my chest just to tell me to wake up and find her.
So I found her, slightly in-complete with a lack of faith in parts of life. Surrounded by close friends with similar missing parts as she did, the moment I saw her again was if she had never changed only for me. There were differences but most of them for good and the others were nothing more than I could fix for her as she has my full protection where she can lie sleeping while I make sure she is ok. I had my solitude to drug myself where she had people around her to keep her from sinking.
I'm not even sure if she knows how strong she is? or the strength I find in her whenever she is in my arms. Its pure completeness..
I'm not even sure if she knows how beautiful she is? That's why I guess I'm the one who has to remind her that I can just watch her talk for a long long long time..
If I m not the dumbest man alive or dead..I can even say she makes me want to create, talk, write, play, read, laugh, run, eat, drink, kiss, sleep, wake up more than ever and I'm not even sure if she realizes my capability of happiness when I'm with her. I could scratch it all and build a new world, way better than any man-crafted world this time. I don't know if she knows the power she gives me when she says she misses me.
I guess its been a while i kept myself only processing whats happening around me. Unnecessary reactions and some temporary, some permanent scars made me the man I am today.. If I'm not the dumbest man to walk on this planet, I guess not only me, we both found our missing parts, the very core of ourselves that requires various drugs in its absence. Completeness comes from the fact that finding each other was also finding ourselves and the tiny tiny, most realistically impossible - and feels that way - truth that finding someone else like this makes it harder to wake up without her lying next to me. As we posses what most of the people ever to see this world passed without even a taste of it, wouldn't losing it be the most regrettable thing to think when you get old. It should be as if you cut yourself out of oxygen and live in a small glass box of stupidity.
I'm changing everything I've got for good and I like the man I have become. I even like more the fact that she found me and she's never willing to let go.
I wonder if she even realizes how happy she has to be from now on?
PS: I started with a rabbit and ended with my grandmother getting breakfast ready for us early in the morning.
Continuously sensing changes in my perception of life these days and how a self-surprising unit I have become without noticing a bit. Till lately it was as if i was living life as a simple reflex no different than a blink of eye. My arms were lifting themselves as my body was in places it didn't know. Every decision, every idea, every single thought was like quicksand around myself with every movement to get out was just another push to the ground. Neither could I see what's ahead of me nor could I even realize my own existence in a room.
There is quite difference between dreaming yourself driving down Pacific Highway with black sunglasses and having nobody real to talk when you would beg for any.
Between moments being drugged by my own ideas, it was clear there was a big call for big change.
When I was a kid I used to have this strange game I played myself. I used to close my eyes, think of something to start, anything from a pineapple to the ninja turtles and let my brain jump from start to the end by visualizing whatever comes to the mind first.
I was fascinated by how far I could go and how unrelated I could finish my ideas.
I just realized that its been at least 10 years since last I tried this. How could I do this to myself, I have no idea. I guess realization is the part of the change.
I'm still surprised of myself. How the disgust of self-loathing that has been possessing my mind and body for a while can turn into complete freedom, I have no idea.
I'm done fighting with myself..
As spiritual I'm inclined to be, I had absolutely no faith in any good that might come out of other people..
Some find peace in friends, some in family. I wasn't able to find any peace anywhere else withing my walls. So I slowly broke a few bricks and now mornings are like watching sunshine from the cracks on the wall.
Its so different now. Its as if I found myself in my pocket.
Its like waking up so late in a day and its just ok.
Ignoring every well-known possibility of failure, I guess this time I have something divine inside of me leading me somewhere most of the people can even hardly dream of through their lives. The chance to read, create, taste, walk, drink, sleep, wake up, talk, kiss, drink coffee, laugh, smile, listen up to the top of all possible humanly limits. There should be a rule of the universe where falseness of anything that feels like this, like a million candles trying to burst out of your chest should be the end of itself. It should self-contract at that moment of disappointment.
Beside all the cliches people love to talk in front of me, I refuse to be one of them as I claim to be more perceptive and capable of living than most them alive or dead.
So ignoring every well-know possibility of failure, I let my instincts drive me to a hopefully complete state. Curiosity of what comes next and how divine this thing inside of me this time comes with the absence of fear. It is as if its not possible to let go this time.
I do confess there is an existing half-measurement of happiness inside of me as the one who is a big part of the instinct-driven, non-selfish, complete change wakes up in a single bed without me. If I'm not the dumbest man of all who is too naive to speak these words and depending on her self-confidence in the fight against cliches, she most possibly/might be the one I want for many many years and a life time to live without any hesitation.
If my capability of seeing her through is as pure as I believe it is, she is the one that speaks louder than my predictions.
I remember what made it impossible to forget her was her smile when we kissed. It was like a giant man inside of me knocking down on my chest just to tell me to wake up and find her.
So I found her, slightly in-complete with a lack of faith in parts of life. Surrounded by close friends with similar missing parts as she did, the moment I saw her again was if she had never changed only for me. There were differences but most of them for good and the others were nothing more than I could fix for her as she has my full protection where she can lie sleeping while I make sure she is ok. I had my solitude to drug myself where she had people around her to keep her from sinking.
I'm not even sure if she knows how strong she is? or the strength I find in her whenever she is in my arms. Its pure completeness..
I'm not even sure if she knows how beautiful she is? That's why I guess I'm the one who has to remind her that I can just watch her talk for a long long long time..
If I m not the dumbest man alive or dead..I can even say she makes me want to create, talk, write, play, read, laugh, run, eat, drink, kiss, sleep, wake up more than ever and I'm not even sure if she realizes my capability of happiness when I'm with her. I could scratch it all and build a new world, way better than any man-crafted world this time. I don't know if she knows the power she gives me when she says she misses me.
I guess its been a while i kept myself only processing whats happening around me. Unnecessary reactions and some temporary, some permanent scars made me the man I am today.. If I'm not the dumbest man to walk on this planet, I guess not only me, we both found our missing parts, the very core of ourselves that requires various drugs in its absence. Completeness comes from the fact that finding each other was also finding ourselves and the tiny tiny, most realistically impossible - and feels that way - truth that finding someone else like this makes it harder to wake up without her lying next to me. As we posses what most of the people ever to see this world passed without even a taste of it, wouldn't losing it be the most regrettable thing to think when you get old. It should be as if you cut yourself out of oxygen and live in a small glass box of stupidity.
I'm changing everything I've got for good and I like the man I have become. I even like more the fact that she found me and she's never willing to let go.
I wonder if she even realizes how happy she has to be from now on?
PS: I started with a rabbit and ended with my grandmother getting breakfast ready for us early in the morning.
Monday, 19 September 2011
Sevdigi bir sarkiyi dinleyeyim dedim az once. Aklima tek bir sarki bile gelmedi.
Hangi sarkilari severdi, gencken hangi filmleri izlerdi, arkadaslariyla ne konusurdu, hic sarhos oldu mu, hic babaannemden baskasina asik oldu mu, hic bir kizin kalbini kirdi mi ya da hangi yemekleri severdi, nelere gulerdi..hicbirini bilmiyorum.
Onu ogle vakti yari uykulu, mavi cizgili beyaz gomleginin uzerine giydigi siyah yelegiyle, yeleginden sarkan kostekli saatinin zinciriyle, gozlugu burnuna dusmus, beyaz sakallarina arkasindaki mavi boyali tahta pencereden gunes vurmus, bir bacagi digerinin altinda kendi kosesinde bulmaca cozerken hatirliyorum.
Simdi gozlerimi kapattigimda o incir agacindan bastonuyla dallari cekerek topladigi incirleri, asagi bana dogru birakip kirismis, tas gibi olmus elleriyle, 'Cok guzel incir bak, yika ye' derken, ben babaannemin feslegenlerinin icinde saclari alnina dusen, dedesini izleyen cocuk oldugum kafamda o kadar canli ki, havanin kokusunu, avludaki musluktan taslarin uzerine damlayan suyun etrafindaki arilari, ogle vakti sessizliginde gunesin yuzume vurusunu, yoldan gecen mobiletlerin sesini o kadar iyi hatirliyorum ki..yasadigin bir ani ne kadar sure icinde tutabilirsin, kaybettikce anliyorum.
Dunyada hersey cok kolaymis gibi, koy yolunun ortasindan elimi tutarak yuruyup, birbirinden ayirdedemedigim bir suru baska koy yaslisiyla ortalarina beni almis konusurken 'Bu da benim torun, Adnan'in oglu, ona da pijama diktirivercez gari..' diye beni gosterdigini bi de..
Acaba kimlerle kavga etti. Hic sigara icti mi..arada ona buna sinirlenip alip basini hic gitti mi.
O beni ilk 67 yasinda gordu..bense onu 27 yasinda kaybettim. Bilmiyorum, o da boyle seyler konusur muydu. Bana 'Bu adamin devami sensin' mi derdi ya da 'Bu cocuk ne diiverio gari..' mi derdi.
'Uzayda hayat var mi dede?' desem acaba ne derdi?
Hayatta oldugu yeri cok guzel dolduran bir adamdi.
Bence Muzeyyen Senar'i cok severdi..
Hangi sarkilari severdi, gencken hangi filmleri izlerdi, arkadaslariyla ne konusurdu, hic sarhos oldu mu, hic babaannemden baskasina asik oldu mu, hic bir kizin kalbini kirdi mi ya da hangi yemekleri severdi, nelere gulerdi..hicbirini bilmiyorum.
Onu ogle vakti yari uykulu, mavi cizgili beyaz gomleginin uzerine giydigi siyah yelegiyle, yeleginden sarkan kostekli saatinin zinciriyle, gozlugu burnuna dusmus, beyaz sakallarina arkasindaki mavi boyali tahta pencereden gunes vurmus, bir bacagi digerinin altinda kendi kosesinde bulmaca cozerken hatirliyorum.
Simdi gozlerimi kapattigimda o incir agacindan bastonuyla dallari cekerek topladigi incirleri, asagi bana dogru birakip kirismis, tas gibi olmus elleriyle, 'Cok guzel incir bak, yika ye' derken, ben babaannemin feslegenlerinin icinde saclari alnina dusen, dedesini izleyen cocuk oldugum kafamda o kadar canli ki, havanin kokusunu, avludaki musluktan taslarin uzerine damlayan suyun etrafindaki arilari, ogle vakti sessizliginde gunesin yuzume vurusunu, yoldan gecen mobiletlerin sesini o kadar iyi hatirliyorum ki..yasadigin bir ani ne kadar sure icinde tutabilirsin, kaybettikce anliyorum.
Dunyada hersey cok kolaymis gibi, koy yolunun ortasindan elimi tutarak yuruyup, birbirinden ayirdedemedigim bir suru baska koy yaslisiyla ortalarina beni almis konusurken 'Bu da benim torun, Adnan'in oglu, ona da pijama diktirivercez gari..' diye beni gosterdigini bi de..
Acaba kimlerle kavga etti. Hic sigara icti mi..arada ona buna sinirlenip alip basini hic gitti mi.
O beni ilk 67 yasinda gordu..bense onu 27 yasinda kaybettim. Bilmiyorum, o da boyle seyler konusur muydu. Bana 'Bu adamin devami sensin' mi derdi ya da 'Bu cocuk ne diiverio gari..' mi derdi.
'Uzayda hayat var mi dede?' desem acaba ne derdi?
Hayatta oldugu yeri cok guzel dolduran bir adamdi.
Bence Muzeyyen Senar'i cok severdi..
Thursday, 14 April 2011
Elimden gelen budur
Var olmayi anlamaya calisirken, yok oluyormusum
Bari biri gelsin derken, herkesi itiyormusum.
Gordukce icip,
Ictikce guluyormusum.
Inanma bana,
Benim anlattiklarima.
Ben bencilim, seni goremem guven bana.
Uzulme bana,
Benim yaptiklarima.
Ben iyi olurum, hic kimse kalmasa da.
Elimden gelen budur,
Sacma dunya bu mudur.
Aklimin aldigi budur,
artik lutfen biraz huzur.
Bari biri gelsin derken, herkesi itiyormusum.
Gordukce icip,
Ictikce guluyormusum.
Inanma bana,
Benim anlattiklarima.
Ben bencilim, seni goremem guven bana.
Uzulme bana,
Benim yaptiklarima.
Ben iyi olurum, hic kimse kalmasa da.
Elimden gelen budur,
Sacma dunya bu mudur.
Aklimin aldigi budur,
artik lutfen biraz huzur.
Lensim batiyor.
Disardan objektif bir gozle baktiginda sehpanin altina ayaklarini uzatmis, usengecliginden yenilmisle yenmemisin birbirine karistigi posette yenmemis bir yer fistigi icin dua eden bir adam oluyorum su an.
Bir erkegin daha durust olabilcei bir an hayal edemiyorum. Su an bana ne sorsalar, aciklamam, cevabim yok. Su an fistik ariyorum ve biliorum ki en umutsuz anlarda bile bir tane yenmemis kalmistir. Hayattan hic degilse bunu ogrendim, lakin fistiktan hayat hakkinda teori cikartcak degilim o yuzden ikisini birbirinden ayirmaya calisiyorum.
En usengec adamin bile maglup olcagi bir savasi veriyorum aslinda su an. Lenslerim kurudu ve bugulu cama donmus ekranda bir tek okuyabildigim son bir harf kalana kadar o banyoya gitmicem. Gerci bir yandan da odum kopuyor sabah bir uyancam ve etrafimdaki herseyi net ve puruzsuz gorebilcem diye. Genlerinin sansini arttircam diye lens takan insanlarin yasayabilcegi en keyifsiz andir. Sabah gozlerini acip, etrafindaki herseyi gorebilmek modern toplumun getirdigi en buyuk acilardandir. Onunde kocaman bir gun ve ara ara ovusturulcak gozler.
Simdi asil mesele bu degil derken, asil meselenin ne oldugunu iki uc siseden sarap icisi sonrasinda unutmanin keyfini yasiyorum..
Yataga yigilma vakti geldi.
Off be denize girilebilcek bir gun daha deniz gormeden bitti..
Kafa iyice uctu.. piyuuv..
Bir erkegin daha durust olabilcei bir an hayal edemiyorum. Su an bana ne sorsalar, aciklamam, cevabim yok. Su an fistik ariyorum ve biliorum ki en umutsuz anlarda bile bir tane yenmemis kalmistir. Hayattan hic degilse bunu ogrendim, lakin fistiktan hayat hakkinda teori cikartcak degilim o yuzden ikisini birbirinden ayirmaya calisiyorum.
En usengec adamin bile maglup olcagi bir savasi veriyorum aslinda su an. Lenslerim kurudu ve bugulu cama donmus ekranda bir tek okuyabildigim son bir harf kalana kadar o banyoya gitmicem. Gerci bir yandan da odum kopuyor sabah bir uyancam ve etrafimdaki herseyi net ve puruzsuz gorebilcem diye. Genlerinin sansini arttircam diye lens takan insanlarin yasayabilcegi en keyifsiz andir. Sabah gozlerini acip, etrafindaki herseyi gorebilmek modern toplumun getirdigi en buyuk acilardandir. Onunde kocaman bir gun ve ara ara ovusturulcak gozler.
Simdi asil mesele bu degil derken, asil meselenin ne oldugunu iki uc siseden sarap icisi sonrasinda unutmanin keyfini yasiyorum..
Yataga yigilma vakti geldi.
Off be denize girilebilcek bir gun daha deniz gormeden bitti..
Kafa iyice uctu.. piyuuv..
Thursday, 10 February 2011
Gecmisi hatirladigimda sanki kareler daha yavas ilerliyor. Belki de ben oraya bir kez gittim mi donusumu zorlastiriyorum cunku hatirlamaktan cok sanki bedenim kuculuyor, ben ayni kaliyorum. Su anki halimin de en iyi aciklamasi bu sanirim. Bedenim diger insanlarla beraber buyudu, tenim kalinlasti, sac uzatim, sec kestirdim, kilo aldim, kilo verdim ama herseyein sonunda icimdeki her neyse hala herseyden bi haber etrafina bakiyor.
O kadar yil dusunerek, konusarak, hata yaparak, hatalarimdan asiri keyif alarak, once baskalari sonra sirf kendim icin baskalariyla ordan oraya kosturarak, hep hakli olarak, haksiz oldugumda da uste cikarak ya da ordan kacarak, sakinleserek, sakinlesmisken boyle kalcam soz derken kendimi farkli zamanlarda ayni sekilde sarhos uzanip gulerken bularak, huzurlu uyucam derken sabah dayak yemis gibi uyanarak, uyuyarak, erken uyanip, gunes ciktiginda gozu kapali duz yurume testleri yaparak, su an yavas cekimde hatirladigim ve cogunu ilerde bir gun kimsenin haberi olmadan hatirlicam diye yasadigim bir suru ani yasarken yoruldugumu farkediyorum.
Kurdugum cumle gibi; birazcik nefes almak icin nefes almadan kostugumu hatirladikca oldugum yere yigilasim geliyor.
Annem, babam calistigi icin aksamlari okuldan geldigimde 4. kattaki kirmizi kapi kollu 13 numarali kapiyi tek basima acip, tek basina televizyon izlemekten daha baska birsey istemeyen cocuktan, butun bir yazini balkonda sadece yazlari balkona tasinan kanepede uzanip kitap okumak ve pizza yemekten baska birsey istemeyen bir cocuktan nasil bu adama donustugumu hatirlayamiyorum. O kadar kosturmadan sonra hala akli cikcakmis gibi ayni seylerden keyif almak isterken hangi ara kontrolu kaybettim bilmiyorum.
Etrafa bakindigim her ana hayran kalip, bunu nerdeyse kimseyle paylasmayip kendi basima cok keyifli oldugum icin bencil durdugumun farkindayim ama acikcasi bu dunyayi ve her ani karsiliksiz yasamayi isteyen cok fazla insan da hatirlamiyorum.
Sanirim birileri beni sasirtana kadar etrafa hala hicbirseyden haberi yokmus gibi bakip, kendi kafamin icinde icip icip sarhos olan, gunesli bir gunde denizin ustunde gozleri kapali uyumak otesinde hayali olmayan bir adam olmaya devam ederim. Sasirinca, devamina bakariz..
O kadar yil dusunerek, konusarak, hata yaparak, hatalarimdan asiri keyif alarak, once baskalari sonra sirf kendim icin baskalariyla ordan oraya kosturarak, hep hakli olarak, haksiz oldugumda da uste cikarak ya da ordan kacarak, sakinleserek, sakinlesmisken boyle kalcam soz derken kendimi farkli zamanlarda ayni sekilde sarhos uzanip gulerken bularak, huzurlu uyucam derken sabah dayak yemis gibi uyanarak, uyuyarak, erken uyanip, gunes ciktiginda gozu kapali duz yurume testleri yaparak, su an yavas cekimde hatirladigim ve cogunu ilerde bir gun kimsenin haberi olmadan hatirlicam diye yasadigim bir suru ani yasarken yoruldugumu farkediyorum.
Kurdugum cumle gibi; birazcik nefes almak icin nefes almadan kostugumu hatirladikca oldugum yere yigilasim geliyor.
Annem, babam calistigi icin aksamlari okuldan geldigimde 4. kattaki kirmizi kapi kollu 13 numarali kapiyi tek basima acip, tek basina televizyon izlemekten daha baska birsey istemeyen cocuktan, butun bir yazini balkonda sadece yazlari balkona tasinan kanepede uzanip kitap okumak ve pizza yemekten baska birsey istemeyen bir cocuktan nasil bu adama donustugumu hatirlayamiyorum. O kadar kosturmadan sonra hala akli cikcakmis gibi ayni seylerden keyif almak isterken hangi ara kontrolu kaybettim bilmiyorum.
Etrafa bakindigim her ana hayran kalip, bunu nerdeyse kimseyle paylasmayip kendi basima cok keyifli oldugum icin bencil durdugumun farkindayim ama acikcasi bu dunyayi ve her ani karsiliksiz yasamayi isteyen cok fazla insan da hatirlamiyorum.
Sanirim birileri beni sasirtana kadar etrafa hala hicbirseyden haberi yokmus gibi bakip, kendi kafamin icinde icip icip sarhos olan, gunesli bir gunde denizin ustunde gozleri kapali uyumak otesinde hayali olmayan bir adam olmaya devam ederim. Sasirinca, devamina bakariz..
Tuesday, 8 February 2011
The moment I found myself lying on a cold, hard, red sheeted bed of a hotel room, I realized that this is going to be the moment that I m gonna remember as I realized she was gone. The steps I took to get into this room, the streets I passed almost running, all the people I ignored when I was rushing into this room suddenly flashes before my eyes. Its gives me an headache to think about what might have gone different or all the possible actions that I could have taken not to come into this room. This reddish dark old medieval France hotel room with windows looking at a street that no one seems to pass but cabs. No TV, a small bathroom without a door, torn red carpets, two uncomfortable chairs that no one will ever sit and a liqueur cabinet which looks like a really good old friend right now.
She left me with a book about something with the 8 steps into the spiritual world crap and a bottle of water that we bought yesterday in a museum, way more peaceful than the book. I get nauseous when I think about us staring at a painting for 45 minutes and moving to the next one without a single word. I guess we were in different parts of the world when it was us lying on this bed looking at the opposite sides of the room, her to the window and me to the door.
Its like I ve spinned for a long while dizzy and one moment she was gone. It definitely didn't feel that long, it just felt like a minute. It was like we were let free against each other and we both had a minute to blame each other for everything and the rest would be fine. We ran into each other so fast, and when we hit we let go every word we kept inside, all the places we couldn't stand the other, all the friends we hated and all the regrets kept silent out.
I don't know if its the pain or relief that I can't move my body. Random pictures from millions of memories and all the air I can breath outside. Its a moment when the best thing to do is just to sleep and see what comes next and thats what I ll do right now.
She left me with a book about something with the 8 steps into the spiritual world crap and a bottle of water that we bought yesterday in a museum, way more peaceful than the book. I get nauseous when I think about us staring at a painting for 45 minutes and moving to the next one without a single word. I guess we were in different parts of the world when it was us lying on this bed looking at the opposite sides of the room, her to the window and me to the door.
Its like I ve spinned for a long while dizzy and one moment she was gone. It definitely didn't feel that long, it just felt like a minute. It was like we were let free against each other and we both had a minute to blame each other for everything and the rest would be fine. We ran into each other so fast, and when we hit we let go every word we kept inside, all the places we couldn't stand the other, all the friends we hated and all the regrets kept silent out.
I don't know if its the pain or relief that I can't move my body. Random pictures from millions of memories and all the air I can breath outside. Its a moment when the best thing to do is just to sleep and see what comes next and thats what I ll do right now.
Monday, 31 January 2011
I still have the hunger to change the world. Every lazy moment I feel my body weightless and my mind too numb to even think about getting up to make a sandwich to match my day time whiskey, I find myself portraying a miserable, useless man who is constantly pushing himself in and out of a mud of self pity. I guess looks different when you put on a hat and a happy face with some friends and a good deal of alcohol on the table.
How fucked up is both being able to self satisfy yourself and having no single idea what the hell you are doing with your life. As more left behind and less in front of me every single second feels like that Chinese torture. The world shakes beneath my feet as I grow into the man I m supposed to be. The more I grab onto stuff in my life, the more I feel others become forbidden. From philosophical point of view which I m sure a gay old Greek guy with white dress once said before, any kind of lose of freedom doesn't make sense when you have no absolute boundaries that you are aware of for sure.
I never realized I was getting so far away from the common peaceful reality that I made it impossible for myself to walk straight without hitting human mammals including myself.
but I do love. I do have moments and people I can't stop thinking of. Its funny that I keep what I need so far away from myself physically and can't survive a single moment without their illusions in my head.
I ll change and put myself where my mouth is from now on.
Fuck..
I talk too much.
How fucked up is both being able to self satisfy yourself and having no single idea what the hell you are doing with your life. As more left behind and less in front of me every single second feels like that Chinese torture. The world shakes beneath my feet as I grow into the man I m supposed to be. The more I grab onto stuff in my life, the more I feel others become forbidden. From philosophical point of view which I m sure a gay old Greek guy with white dress once said before, any kind of lose of freedom doesn't make sense when you have no absolute boundaries that you are aware of for sure.
I never realized I was getting so far away from the common peaceful reality that I made it impossible for myself to walk straight without hitting human mammals including myself.
but I do love. I do have moments and people I can't stop thinking of. Its funny that I keep what I need so far away from myself physically and can't survive a single moment without their illusions in my head.
I ll change and put myself where my mouth is from now on.
Fuck..
I talk too much.
Wednesday, 26 January 2011
I suppose it was me alienating myself from the rest of the world.
I used to keep track of the exact moments which took me here so I could always follow them back to myself but I guess I lost my way quite a while ago.
The moment I started to structure sentences with more 'I''s in them, I had no idea it would take me to moments where I wouldn't give a shit when somebody told me that I do so a lot. Its been years that I left any expectations from another human being and its been years that I haven't faded them away from the last places where I left them. It certainly does feel a lot empty when I slow down to think about it. I can feel my breath unorganized and I have no idea how to survive with these feelings. I feel like a very very old tree where its all empty inside and you could just break it if you touched it.
But i also learn and I somehow feel different than the way I was before.
Now I remember memories where I would give a lot to turn back into and people that I placed inside of me so I wouldn't fade them away even if I wanted to.
I remember friends that made me realized the absence of human in my life and how less I care about any people surrounding me. Trust me that is as beautiful as it sounds bad.
Fuck, even words come hard because I seriously have no idea what to say other than I really need to right now.
It is too much to keep inside..and this time I feel good about letting them go.
I guess the sentence should be simple. Those years will possibly be the best times I will ever remember in my life and fuck the weather, fuck the city, its all about those dudes who were there to live them all.
Yes, we all were fucked up in our different ways and I am pretty sure we all wanted to punch each other several times or more but I just can't think of any better non-sexual relationship that I d rather have in my life.
I guess its really hard for me to even write down how I feel about those times and I m sure we ll talk about them someday with some hard liqueurs in our hands but you got it right?
I really miss 235 Font.
I used to keep track of the exact moments which took me here so I could always follow them back to myself but I guess I lost my way quite a while ago.
The moment I started to structure sentences with more 'I''s in them, I had no idea it would take me to moments where I wouldn't give a shit when somebody told me that I do so a lot. Its been years that I left any expectations from another human being and its been years that I haven't faded them away from the last places where I left them. It certainly does feel a lot empty when I slow down to think about it. I can feel my breath unorganized and I have no idea how to survive with these feelings. I feel like a very very old tree where its all empty inside and you could just break it if you touched it.
But i also learn and I somehow feel different than the way I was before.
Now I remember memories where I would give a lot to turn back into and people that I placed inside of me so I wouldn't fade them away even if I wanted to.
I remember friends that made me realized the absence of human in my life and how less I care about any people surrounding me. Trust me that is as beautiful as it sounds bad.
Fuck, even words come hard because I seriously have no idea what to say other than I really need to right now.
It is too much to keep inside..and this time I feel good about letting them go.
I guess the sentence should be simple. Those years will possibly be the best times I will ever remember in my life and fuck the weather, fuck the city, its all about those dudes who were there to live them all.
Yes, we all were fucked up in our different ways and I am pretty sure we all wanted to punch each other several times or more but I just can't think of any better non-sexual relationship that I d rather have in my life.
I guess its really hard for me to even write down how I feel about those times and I m sure we ll talk about them someday with some hard liqueurs in our hands but you got it right?
I really miss 235 Font.
The ability of being happy from every little thing in life comes from the absence of the great whole thing. I don't know if its blue or it smells like a summer day but most of the time its gone. Songs to shuffle vague memories, people that fill the atmosphere, moments which I tried to understand why I am not where I wanted to be and why am I not laughing in a bed with the sole person I can only think of right now.
After feeling like the only person intelligent in my own world since thousands of questions are asked through years, the stupidity sits right in front of me telling that I came way to far to jump off from a cliff. When did keeping the sanity in peace become so hard? When did the ideas I talked but never believe in start to keep my mind busy every hour, every minute, every fucking second.
When the best moment I could ever live is a simple happy moment, what has been holding myself right now. Am I really trapped inside of myself or too numb to move somewhere else?
Its the best thing I can do... I can think about a moment. I can create it in my mind..as if I am sitting in absolute silence, waiting for a simple thing to appear in the dark..Its just that...its just me wanting to sleep and waking up in peace. Can't think of any rules right now. Can't find a structure to life and I absolutely have no strength in my body to keep anything alive but myself.
Its just me wanting to sleep after a good wine and waking up in a summer day.
After feeling like the only person intelligent in my own world since thousands of questions are asked through years, the stupidity sits right in front of me telling that I came way to far to jump off from a cliff. When did keeping the sanity in peace become so hard? When did the ideas I talked but never believe in start to keep my mind busy every hour, every minute, every fucking second.
When the best moment I could ever live is a simple happy moment, what has been holding myself right now. Am I really trapped inside of myself or too numb to move somewhere else?
Its the best thing I can do... I can think about a moment. I can create it in my mind..as if I am sitting in absolute silence, waiting for a simple thing to appear in the dark..Its just that...its just me wanting to sleep and waking up in peace. Can't think of any rules right now. Can't find a structure to life and I absolutely have no strength in my body to keep anything alive but myself.
Its just me wanting to sleep after a good wine and waking up in a summer day.
Sunday, 5 December 2010
Konusma sahnesi draft 2
(Adama arkadan ufak ufak gelioken)
Dunyanin bu noktasina nasil geldim tam olarak hatirlamiyorum.
Ilginc...
Aylardir uyumamis kadar yorgun, daha yeni uzun bir uykudan uyanmis kadar keyifliyim.
Artik iyice dengem bozuldu..
Sanki beynimin icinde beni surekli kendi hayal dunyamda tutmaya yetcek kadar uyusturucu salgilayan bir bolge var. Yoksa baska turlu boyle kendi kendine bu kadar konusan bir adam haline gelmezdim.
Yani sanirim..
(Burdan itibaren baska karelere gecmek gerek, cocuklugu kisa tuttum:))
Cocukken haftasonlari sabahin korunde, herkesden once uyanip once yatagin icinde don don donup, sonra da evin icinde acaba su an baskalari da uyanmis midir diye ordan oraya dolanirdim. Herhalde ilk yalnizligim buydu..
Yani o hissi cok net hatirliyorum..
Sonrakilerin hepsi sanki hizli hizli bir fotograf sergisini gezer gibi. Gozlerimin onunde milyonlarca fotograf, birinden alakasiz baska birine geciyorum.
Gorunce kesin hatirlicagim ama durust olayim aslinda coktan unuttugum binlerce surat (yuzleri silik olan fotograflar belki??)
Bir suru sehir..Aksaminda evimdeymis gibi uyuyup, sabahinda kendimi bir baskasinda buldugum, her birini bir digeriyle aldattigim onca sehirler..
Sarhos olduklarim...hic bitmicek sandigim en sarhos anlarim..(dengesiz cekim? focus hocam..isoyu da vurdun mu 0 a :) burda anlatim konusunda yapilabilcekler konusunda aklima gelenler var:))
(burda hatunlar denebilir ya da gulumseme sadece.. sonra hatunlarla ilgili birsey gecer, diger akla gelebilcek seyler de bugunku konustugumuz gibi hizli hizli gecer..)
:: Nefes cek *NBCD::
Ama en iyi hatirladiklarim hep kendi kendime olduklarim.. sanki hepsinde hep kendi kendimeymisim gibi.. (ahh onceki karelerin hepsinde tek olsa??)
Sanki kendi cektigim filmi tekrar tekrar izliyorum..o yuzden belki de kendi kendimi uyusturuyorum..cunku her gun ayni filmi izlemek isemiyorum. Her gun ayri bir sahne, ayri oyuncular, apayri bir hikaye istiyorum.. yani hayal ediyorum.
:: Nefes cek *NBCD ::
Sanki ben bir kameraymisim da ve surekli cekimdeyimisim gibi. Gece, gunduz.. senaryosunu bile bilmiyorum ama karda kista, yagmurda, gunesin altinda, denizde (*NBCDDDDDA) surekli kaydediyorum. Isin keyifli kismi bu filmi sabah aksam izleyen de benim, bazen yonetmeni klise, sikici, film cekmenin zerresinden anlamayan bir adam bulan da benim. Bazen de sanki gorulebilcek en guzel manzarayi bana gosteren adam da benim.
Malzemem genis, gozumun onunden gelip gecen hersey..
:: Nefes cek * NBCD ::
Ellerim, ilginc birsey kesfettim. Ellerim her zaman kameranin onunde...yani butun bedenim (ince gulunebilir anlatirken) ama ellerim sanki daha on plandalar, gerisi kiyafetler altinda, onlar hep aciktalar. Oncesinde de oyleydi, simdi de, yaslandigim zaman, bu filmi asil izlemeye caliscagim zamanlar da orda olacaklar. ( burda cocuk eli ve yasli eli olsa???)
*NBCD : Nuri Bilge Ceylan doldur.
*NBCDDDDDA : Nuri Bilge Ceylan doldur abi!!
Kare eve gider.. ve evdeki muhabbet..
Yazcam..
(Les-Amours-Imaginaires izlenebilir. Orda agir ve guzel cekimler var.)
Dunyanin bu noktasina nasil geldim tam olarak hatirlamiyorum.
Ilginc...
Aylardir uyumamis kadar yorgun, daha yeni uzun bir uykudan uyanmis kadar keyifliyim.
Artik iyice dengem bozuldu..
Sanki beynimin icinde beni surekli kendi hayal dunyamda tutmaya yetcek kadar uyusturucu salgilayan bir bolge var. Yoksa baska turlu boyle kendi kendine bu kadar konusan bir adam haline gelmezdim.
Yani sanirim..
(Burdan itibaren baska karelere gecmek gerek, cocuklugu kisa tuttum:))
Cocukken haftasonlari sabahin korunde, herkesden once uyanip once yatagin icinde don don donup, sonra da evin icinde acaba su an baskalari da uyanmis midir diye ordan oraya dolanirdim. Herhalde ilk yalnizligim buydu..
Yani o hissi cok net hatirliyorum..
Sonrakilerin hepsi sanki hizli hizli bir fotograf sergisini gezer gibi. Gozlerimin onunde milyonlarca fotograf, birinden alakasiz baska birine geciyorum.
Gorunce kesin hatirlicagim ama durust olayim aslinda coktan unuttugum binlerce surat (yuzleri silik olan fotograflar belki??)
Bir suru sehir..Aksaminda evimdeymis gibi uyuyup, sabahinda kendimi bir baskasinda buldugum, her birini bir digeriyle aldattigim onca sehirler..
Sarhos olduklarim...hic bitmicek sandigim en sarhos anlarim..(dengesiz cekim? focus hocam..isoyu da vurdun mu 0 a :) burda anlatim konusunda yapilabilcekler konusunda aklima gelenler var:))
(burda hatunlar denebilir ya da gulumseme sadece.. sonra hatunlarla ilgili birsey gecer, diger akla gelebilcek seyler de bugunku konustugumuz gibi hizli hizli gecer..)
:: Nefes cek *NBCD::
Ama en iyi hatirladiklarim hep kendi kendime olduklarim.. sanki hepsinde hep kendi kendimeymisim gibi.. (ahh onceki karelerin hepsinde tek olsa??)
Sanki kendi cektigim filmi tekrar tekrar izliyorum..o yuzden belki de kendi kendimi uyusturuyorum..cunku her gun ayni filmi izlemek isemiyorum. Her gun ayri bir sahne, ayri oyuncular, apayri bir hikaye istiyorum.. yani hayal ediyorum.
:: Nefes cek *NBCD ::
Sanki ben bir kameraymisim da ve surekli cekimdeyimisim gibi. Gece, gunduz.. senaryosunu bile bilmiyorum ama karda kista, yagmurda, gunesin altinda, denizde (*NBCDDDDDA) surekli kaydediyorum. Isin keyifli kismi bu filmi sabah aksam izleyen de benim, bazen yonetmeni klise, sikici, film cekmenin zerresinden anlamayan bir adam bulan da benim. Bazen de sanki gorulebilcek en guzel manzarayi bana gosteren adam da benim.
Malzemem genis, gozumun onunden gelip gecen hersey..
:: Nefes cek * NBCD ::
Ellerim, ilginc birsey kesfettim. Ellerim her zaman kameranin onunde...yani butun bedenim (ince gulunebilir anlatirken) ama ellerim sanki daha on plandalar, gerisi kiyafetler altinda, onlar hep aciktalar. Oncesinde de oyleydi, simdi de, yaslandigim zaman, bu filmi asil izlemeye caliscagim zamanlar da orda olacaklar. ( burda cocuk eli ve yasli eli olsa???)
*NBCD : Nuri Bilge Ceylan doldur.
*NBCDDDDDA : Nuri Bilge Ceylan doldur abi!!
Kare eve gider.. ve evdeki muhabbet..
Yazcam..
(Les-Amours-Imaginaires izlenebilir. Orda agir ve guzel cekimler var.)
Wednesday, 1 December 2010
Konusma sahnesi
Dunyanin bu noktasina nasil geldim, tam olarak hatirlayamiyorum. Sanki uzun zamandir uyumamis kadar yorgun, daha yeni uzun bir uykudan uyanmis kadar keyifliyim.
Beynimin icinde ara ara beni surekli hayal dunyamda tutmaya yetecek kadar uyusturucu madde salgilayan bir bolge var sanki, tekrar dunyaya geri donemiyorum.
Aslinda ben boyle filmlerdeki gibi kendi kendine konusan bir adam haline nasil geldim onu da tam hatirlayamiyorum.
Ilk hatirladigim pazar sabahlari herkesden once uyanip, once yatakta sonra da evin icinde acaba herkesi asagi top oynamaya cagirmak icin vakit olmus mudur diye ordan oraya kosturdugum. Herhade ilk yalnizligim buydu..
Sonrasinda o zamanlar ogretmen olan annemi okuldan gelsin diye beklerken kendi kendime uydurdugm yemekler, saklambac oynarken saklandigim butun yerler, serviste eve donerken camdan disari bakarken gecip giden butun yerler, okulun ilk gunu yatagimda heyacandan uyuyamadigim geceler, ilk opucugum, ilk bir kizla el ele tutustugum o kopru, elime gitari ilk aldigim gun, universite icin gittigim yabanci sehrin ilk gunu, o yillar boyunca yalniz basina yaptgim butun kahvaltilarim, sarhos oldugum butun aksamlarim, sarhos oldugumun farkinda oldugum butun anlarim, kirildiklarim, kirdiklarim, kizdiklarim...alisamadigim soguklar, ozledim yaz aksamlarim, gecesinde evimdeymis giib uyudugum sabahinda ise bir baskasinda kendimi buldugum butun sehirler, sessiz sakin kenardan izledigim butun anlar ve onlarin icinde takip ettigim butun insanlar.. dostlarim, sevmedigim insanlar arasinda tane tane sectigim dostlarim..cok ozledigim gozlerimi kapadigimda beni dinleyen butun dostlarim..Butun kosturmalarim arasinda kafamdan gecenlerin hepsi, bir turlu tek bir cumleye toparlayamadigim ama bence hayati kelimesi kelimesi anlatan dusuncelerim. Dinledigim butun sarkilar, kendimi sevmeyi unuttugumu anlatan butun sozler, gitar caldigim her an. En sevdigim sarkilari dinleyerek gectigim butun sokaklar ve o sokaklardan gecerken sesini duymak istedigim butun insanlar..Aklima geldikce bitiremedigim butun cumlelerim ve su an oturdugum, su an nefes aldigim dunya uzerindeki bu nokta..
Soylenenler dogruysa ya burdan kalktiktan sonra bana bir araba carpcak ya da su bankin uzerine az sonra bir meteor duscek. Su an hersey gozumun onunden geciyor ve hepsinin sonunda kurabildigim tek cumle su an gercekten keyifli oldugum.
Yillar icinde kafamdaki bu kadar kareden sonra su an bu bankta neden varoldugumu bilmedigim su hayatta gorduklerimden birseyler cikartmaya calisiyorum. Kisa bir zaman once farkettigim birsey var kendi benligimle ilgili. Yasim, bulundugum ortam, etrafimdaki insanlar her kim olursa olsun benim gozlerimle gordugum goruntude degismeyen tek birsey var. O da benim kendi varligim, kendi vucudum. Sanki ben bir kameraymsiim da bir film cekiyormus gibiyi ve kadrajda her zaman sabit kendim varim. Herseyden once elleirm var...Ellerime su an, bir sene sonra, 10 sene sonra, 50 sene sonra baktigimda yine kendi ellerim olcak. Farkli olcak ama icerdeki ayni adamken, gordugum farkli eller olcak. O yuzden bundan 50 sene sonra ellerime baktigimda tek cekimde cektigim filmin izlenmeye deger olmasini istiyorum..
Dogasi bedenime kazili ama kurallari benim koymadigim bir dunyada kendi dogami yasamak istiyorum sadece. Bu kurallar altinda biraz zor biliyorum ve sanirim o yuzden surekli beynimin bir kosesinden uyusturucu salgiliyorum. Bir nevi benim icin kurulmus bir hayati, bozup kendim bastan ciziyorum.
::: Devamini ve duzeltilmisini yazcam.
Beynimin icinde ara ara beni surekli hayal dunyamda tutmaya yetecek kadar uyusturucu madde salgilayan bir bolge var sanki, tekrar dunyaya geri donemiyorum.
Aslinda ben boyle filmlerdeki gibi kendi kendine konusan bir adam haline nasil geldim onu da tam hatirlayamiyorum.
Ilk hatirladigim pazar sabahlari herkesden once uyanip, once yatakta sonra da evin icinde acaba herkesi asagi top oynamaya cagirmak icin vakit olmus mudur diye ordan oraya kosturdugum. Herhade ilk yalnizligim buydu..
Sonrasinda o zamanlar ogretmen olan annemi okuldan gelsin diye beklerken kendi kendime uydurdugm yemekler, saklambac oynarken saklandigim butun yerler, serviste eve donerken camdan disari bakarken gecip giden butun yerler, okulun ilk gunu yatagimda heyacandan uyuyamadigim geceler, ilk opucugum, ilk bir kizla el ele tutustugum o kopru, elime gitari ilk aldigim gun, universite icin gittigim yabanci sehrin ilk gunu, o yillar boyunca yalniz basina yaptgim butun kahvaltilarim, sarhos oldugum butun aksamlarim, sarhos oldugumun farkinda oldugum butun anlarim, kirildiklarim, kirdiklarim, kizdiklarim...alisamadigim soguklar, ozledim yaz aksamlarim, gecesinde evimdeymis giib uyudugum sabahinda ise bir baskasinda kendimi buldugum butun sehirler, sessiz sakin kenardan izledigim butun anlar ve onlarin icinde takip ettigim butun insanlar.. dostlarim, sevmedigim insanlar arasinda tane tane sectigim dostlarim..cok ozledigim gozlerimi kapadigimda beni dinleyen butun dostlarim..Butun kosturmalarim arasinda kafamdan gecenlerin hepsi, bir turlu tek bir cumleye toparlayamadigim ama bence hayati kelimesi kelimesi anlatan dusuncelerim. Dinledigim butun sarkilar, kendimi sevmeyi unuttugumu anlatan butun sozler, gitar caldigim her an. En sevdigim sarkilari dinleyerek gectigim butun sokaklar ve o sokaklardan gecerken sesini duymak istedigim butun insanlar..Aklima geldikce bitiremedigim butun cumlelerim ve su an oturdugum, su an nefes aldigim dunya uzerindeki bu nokta..
Soylenenler dogruysa ya burdan kalktiktan sonra bana bir araba carpcak ya da su bankin uzerine az sonra bir meteor duscek. Su an hersey gozumun onunden geciyor ve hepsinin sonunda kurabildigim tek cumle su an gercekten keyifli oldugum.
Yillar icinde kafamdaki bu kadar kareden sonra su an bu bankta neden varoldugumu bilmedigim su hayatta gorduklerimden birseyler cikartmaya calisiyorum. Kisa bir zaman once farkettigim birsey var kendi benligimle ilgili. Yasim, bulundugum ortam, etrafimdaki insanlar her kim olursa olsun benim gozlerimle gordugum goruntude degismeyen tek birsey var. O da benim kendi varligim, kendi vucudum. Sanki ben bir kameraymsiim da bir film cekiyormus gibiyi ve kadrajda her zaman sabit kendim varim. Herseyden once elleirm var...Ellerime su an, bir sene sonra, 10 sene sonra, 50 sene sonra baktigimda yine kendi ellerim olcak. Farkli olcak ama icerdeki ayni adamken, gordugum farkli eller olcak. O yuzden bundan 50 sene sonra ellerime baktigimda tek cekimde cektigim filmin izlenmeye deger olmasini istiyorum..
Dogasi bedenime kazili ama kurallari benim koymadigim bir dunyada kendi dogami yasamak istiyorum sadece. Bu kurallar altinda biraz zor biliyorum ve sanirim o yuzden surekli beynimin bir kosesinden uyusturucu salgiliyorum. Bir nevi benim icin kurulmus bir hayati, bozup kendim bastan ciziyorum.
::: Devamini ve duzeltilmisini yazcam.
Saturday, 6 November 2010
Asil oglen vakti icilir.
Its weird to feel high in the middle of the day and start thinking about how the world would be if all of us had two heads instead of one. There is a straight line between reality and my reality at this point. Right now I seriously believe I'm right and people are wrong and I know there will be one day, before they finally close me somewhere far away, I will have a bottle of wine in my hand, standing on a wall, with one of my eyes half drunk, telling the world that 'See, i was right. I told you all monkeys!!'..
It is shame that no one listens to me right now, except a couple of more drunk, unsatisfied people. Yes. The correct word should be unsatisfied because the answer doesn't make sense. Well, we don't know what actually the questions is but anyway "As far as I know, with all the nonsense I talk and all the mistakes I do, it certainly feels right!"
It is shame that no one listens to me right now, except a couple of more drunk, unsatisfied people. Yes. The correct word should be unsatisfied because the answer doesn't make sense. Well, we don't know what actually the questions is but anyway "As far as I know, with all the nonsense I talk and all the mistakes I do, it certainly feels right!"
Friday, 13 August 2010
Hug someone at least once a day.
The moment you realise the world is not turning around yourself, thats fucked up.
You get so used to having yourself all the time, listening to the same voice, ignoring whats bothering out there, alieniating yourself or the others - there is no difference.
You don't see that you'r just another guy sitting in the corner with his beer, you think the people are just actors in your head, they are all there for your movie but you never realise that there should be billions of movies out there. So its better to make your movie interesting.
Its been said that whenever you can hear the cigarette burn that means you are alone but thats just in a physical aspect. It is worse to hear your voice all the time. That should mean you are really alone.
And not realizing that you are, that just Vanilla Sky or Inception for teenagers..
Its just like in the movies or like in a conversation when you are really high. What if this is an illusion ?Who the hell knows whats real or not? It feels different the moment you realise you have been trapped inside of yourself for a long time without realising it. I mean, there is a whole world and a crowd running up and down, talking all the time, just like an hotel loby in your head while the moment you pop out of the eyes and turn the camera to yourself, you just another guy existing there. Thats why I changed my quote from 'No pain No gain' to 'To live is the rarest thing, most of the people only exist'.
This logic defies the logic of the whole area of philosophy because I can just say, What the fuck?
and there is no answer.
I guess the conclusion is that everyone should hug someone at least once a day.
You get so used to having yourself all the time, listening to the same voice, ignoring whats bothering out there, alieniating yourself or the others - there is no difference.
You don't see that you'r just another guy sitting in the corner with his beer, you think the people are just actors in your head, they are all there for your movie but you never realise that there should be billions of movies out there. So its better to make your movie interesting.
Its been said that whenever you can hear the cigarette burn that means you are alone but thats just in a physical aspect. It is worse to hear your voice all the time. That should mean you are really alone.
And not realizing that you are, that just Vanilla Sky or Inception for teenagers..
Its just like in the movies or like in a conversation when you are really high. What if this is an illusion ?Who the hell knows whats real or not? It feels different the moment you realise you have been trapped inside of yourself for a long time without realising it. I mean, there is a whole world and a crowd running up and down, talking all the time, just like an hotel loby in your head while the moment you pop out of the eyes and turn the camera to yourself, you just another guy existing there. Thats why I changed my quote from 'No pain No gain' to 'To live is the rarest thing, most of the people only exist'.
This logic defies the logic of the whole area of philosophy because I can just say, What the fuck?
and there is no answer.
I guess the conclusion is that everyone should hug someone at least once a day.
Thursday, 17 June 2010
In this world.
Its the time when you start asking questions,
Its the time when you wonder why,
Its the people you try to understand
and the moments you need to cry.
There will be pain and there will be joy in every kind.
Every single one has its place and knowledge builds your mind.
It takes time to realise that every moment you face,
Is another experience in this mysterious place.
Once you learn how to see,
and know who you want to be.
Does the rest have any meaning
If they are not in peace and beauty.
We are born in a world with rules that we don't agree,
Where happiness is possession and freedom is not for free.
We walk among walls and pass each other by
While we can hold hands and just look in to the sky.
We spend our lives in steps all through the end,
We all do the same but none knows what its meant,
It takes time to break a wall to properly see,
That its the moments that make a life worth not the money.
You don't always have to lose to realise that you love,
This earth is ours but we are ripping it apart,
When people take from others to have more for themselves,
Its still called stealing even if you don't know whats your fault.
All we need is to see,
All we need is to realise whats wrong,
All we need is to learn,
All we need to love life itself so strong.
Subscribe to:
Posts (Atom)